Birileri gelirdi kapının önüne 1970'li yılların sonu. Üstleri, başları perişan bazılarının ayakları çıplak, omuzlarında çift gözlü heybeler. Dış kapının zerzesine vurup beklerler konuşmazlardı.
Rahmetli Nuriye Annem (Babamın Babaannesi) kapıya çıkar bekle işareti yapar; un, bulgur, yağ eline ne geçtiyse kapıya gelene verirdi. Gelene bazen kapının sağında bulunan büyük taş sekiye oturmasını işaret eder, aceleyle bir bakır tepsi içinde yiyecek içecek hazır eder ve yanına koyardı.

Sonrasında gelen alacağını alır, yiyeceğini yer duaya benzer bir şeyler diyerek başka bir kapıya yönelirdi.
Bende çocuk halimle bir kenarda olup biteni seyreder ve sorardım.
-Kim bu Nuriye Anne?
-Döşürücü yavrum derdi.
(Not: Fotoğraf alıntıdır)
