SOHU TAŞI

Geçmişe dair güzel hatıralardan biri de sohu taşlarında tokmaklarla buğday dövülmesiydi. Köyümüzde birkaç yerde sohu taşı vardı. Mahmut Pınarının önünde ise hem taş seten hem de sohu taşı vardı. Buralar ihtiyacı olanın kullandığı ortak yerlerdi. Hatta Mahmut Pınarındaki taş seten ve sohuyu başka yerlerden gelenler bile kullanırdı. Sohu taşlarından biri de bizim evimizin hemen yakınında Aşağı Pınarın karşısında idi.

Sohu taşı içi tabana doğru indikçe daralan şekilde oyulmuş, dış tarafları düzeltilmiş, darbelere karşı mukavemeti yüksek ve sağlam bir taştı. Bazı yerlerde sohu taşına havan ya da dibekte derler.

Sohu taşlarında genellikle buğday dövülerek yarma yapılırdı. Sohuda buğday dövme işi 2, 3 veya 4 kişiyle ekip halinde yapılırdı. Bunların elinde ahşap tokmaklar bulunurdu. Tokmakların baş kısmı ahşaptan armuda benzer ve sap kısmıda yine ahşap olurdu. Baş kısmı dağılmasın diye baş kısmı çevresinde ince sac metal çember olan tokmaklarda vardı. Sohuda buğday dövme işini genç erkeklerin yapması istenirdi. Yeteri sayıda genç yoksa yetişkin erkekler bu işi yapardı. Bazen kadın ve kızların da sohuda tokmakla buğday dövdüğü olurdu. Biz çocuklar için ise sohuda buğday dövülmesini takip etmek seyirlik bir oyun gibiydi.

Sohuda buğday dövmek hem zahmetli hem de keyifli bir işti. Genellikle Eylül ayında yarmalık için ayrılan buğday ıslatılır belirli ölçek sohunun oyuğuna boşaltılır ve tokmaklarla dövme işlemi başlardı. Ellerinde tokmak olanlar sırasıyla sohudaki ıslak buğdaya tokmakla vururdu. Burada sohu içindeki buğdayı dışarı sıçratıp zayi etmemeye dikkat edilir ve her vuruştan sonra da tokmağı tık diye sohunun kenarına vurarak tokmak üzerine yapışan buğdayın tekrar sohunun içine düşmesi sağlanırdı. Tokmak vurma sırasında bazen tekrarlı türkülerin ve manilerin söylendiği olurdu. Bu şekilde tokmaklarla vurarak buğdayın kabuğu soyulurdu. İşin ehli olanlar elini sohuya daldırıp avuçlar diğer eliyle kepekli buğdayı karıştırarak tamam ya da devam kararını verirdi.

Tokmakla dövme işlemi bittikten sonra dövülen buğday bir sergiye alınır ince bir şekilde serilir, kuruması beklenirdi. Dövülen buğday kuruduktan sonra uygun yelde bir kalbur vasıtasıyla savurma işlemi yapılır böylece kabuk (kepek) buğdaydan ayrılmış ve yarma elde edilmiş olurdu. Elde edilen bu yarma yıl boyu yemeklerde kullanmak için bez torba veya seklemlere doldurulur ve rutubet olmayan yerlerde muhafaza edilirdi.

Zamanla sohu taşları da teknolojiye yenildi. Hafızamızda sohu taşının adı ve burada dövülerek elde edilen yarmanın tadı kaldı.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Bahattin TÜFEKCİ
Bahattin TÜFEKCİ - 4 gün Önce

Elinize gönlünüze sağlık tarihe bir kayıt olmuş sayenizde.