Sivas Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habersivas.com
2026-05-04 23:54:00

GEÇMİŞE DAİR...

Kadir YAVUZ

kyavuz@habersivas.com 04 Mayıs 2026, 23:54

Yine uyku ile uyanıklık arası yakaza halindeyim. Şarkışla Bağlararası (Adıyaman) köyündeyim. Yusuf Tepeden köyü temaşa ediyorum. Köyü seyrederken evvel ömrümden günler geliyor gözümün önüne. Bir anda köyün içinde buluyorum kendimi.

 

Vahit Emmi bacadan sesleniyor Efendi Efendi gel hele çay var. Yanına çıkıyorum, Kamile temiz bardak getir Efendiye. Vahit Emminin çayını içiyor müsaade istiyor camiye doğru yürüyorum. Güllü Bacı ekmek yapıyor, beni görüp sıcak bir fetil tutuşturuyor elime İhsan Dedenin canı için, ye Efendi yavrum diyor. Taşpınar’ın oluklarından gürül gürül akan suları seyrediyorum bir müddet. O sıra Ağbi Dayı mallarını sulamaya getiriyor. Bir taraftan oğlu Çavuş’a alt yolu tut mallar kaçmasın diye sesleniyor. Islık çalıyor mallar kana kana su içiyor küründen.

 

Köy meydanına doğru iniyorum yavaş yavaş sol tarafta Ömer Osman Dede bir işle meşgul yanında da Cemile yenge var görmüyorlar beni. Fezikgilin Rüstem Dede büyük armut ağacının gölgesinde ağzında yine Silahlı Kuvvetler sigarası ibretlik hikayeler-hatıralar anlatılıyor çevresindekilere, elindeki çöple ara sıra yere bir şeyler çiziktiriyor. Parmakları arasındaki sigarayı ağzına götürüyor derin bir nefes çekiyor ve savuruyor dumanını etrafa. Ne de güzel hikayeler anlatırdı. Bugün ki imkanlar olsa o hikayeler kayıt altına alınsa ne güzel olurdu. Makattan düşüp kolum kırıldığında anam beni telaşla kaptığı gibi Rüstem Dedenin yanına götürmüştü. O önce anamla konuşarak telaş etme gelin sakin ol demiş sonra kolumu sarmıştı. Sınıhçılığı da vardı Rüstem Dedenin.

 

 

Köyün içinden devam ediyorum Mahmut Pınarına doğru. Yolda Ladiger ebemle konuşuyorum. Yok yok konuşmuyorum hep o konuşuyor bende başımla he hı diye konuştuklarını onaylıyorum. Sağ tarafta Abubekir Emmi toprak damlı evin önünde kesme taş koltuğuna oturmuş istirahat ediyor, yanında oğlu Muhtar Necip Abi var. Onları da selamlıyorum selamın en güzeliyle “Selamün Aleyküm”.

 

Gazi Dedenin oğlu Hüseyin Gümüşgöz Abi ile karşılaşıyorum yeni gelmiş Alamandan izine. Selam veriyorum, “Aleyküm Selam” diyor. Wie geht es dir (Nasılsınız) diyorum. Almancayı yeni öğrenmeye başladım pratik yapmam lazım. Mir geht es sehr gut (çok iyiyim) Elhamdülillah diyor Hüseyin Abi. Beni kırmıyor Almanca soruma Almanca cevap veriyor.

 

Ağır ve sakin adımlarla yürüyorum evinin önünde Fatma Anaya hâl hatır soruyorum, hemen arkasında Şeref Abi elinde kürek el arabasına bir şeyler dolduruyor. O an Abbas Dedemin oğlu Nuh Dayı traktörle geçiyor yanımızdan el kaldırarak selamlaşıyoruz. Nuh Dayının başında örme sepet şapka, ağzında neredeyse ağzından hiç eksik etmediği biri bitince diğerini yaktığı sigarası var. Traktör arkasındaki teknede oğulları Adalet ve Ayet var. Traktöre kesik kesik gaz verip tekneyi hoplata hoplata köyün içine doğru devam ediyor Nuh Dayı.

 

Dursun Dedenin oğlu Âdem Abiye selam veriyorum. Âdem Abi Sivas’ta Tüdemsaş’ta bekçi olarak çalışıyor hafta sonu köye geldim Efendi diyor bana. Allaha ısmarladık diyorum Âdem Abiye. Abdullah Dedenin Hanımı Makbule teyze yeni yaptıkları evin önünde nereye gidiyorsun diyor bana. Bir hayal aleminde dolaştığımı söyleyemiyorum ona. Mahmut Pınarına diyorum, sağlığını soruyorum. Romatizmam var diyor ve ayağına vurduğu sülükleri gösteriyor. Allah şifa versin Makbule teyze diyor ve yoluma devam ediyorum.

 

Köyün içinde kayıp yıllarımı geçmiş yaşanmışlıkları arıyorum. Karşıdan Murtaza Emmi geliyor. Başında her zaman eğik duran kasket şapka, ağzında sarma sigarası ve yine pantolon paçaları çorap içerisinde, ayağında kara lastik, omuzunda kürek tarla sulamaya gidiyor. Selamlaşıyoruz, beni değil babamı soruyor. Baban nasıl Talip’in oğlu? Çok şükür iyi çalışıyor diyorum.

 

Nihayet Mahmut Pınarının başındayım taş setenin olduğu yerde. Su içiyorum pınarın başındaki kuşburnu çalısının yanına çömeliyorum. Az ileride Battal Emmi Murat 131 taksisini yıkamış bezle camlarını kuruluyor. Kolay gelsin Battal Emmi diyorum, Sağol Efendi diyor. Babası Mehmet Emmiyi oğulları Doğan, Şevki ve Ömer'i soruyorum iyiler diyor. Birazdan değirmen tarafından ilkokul arkadaşım Ertuğrul geliyor elinde kocaman bir değnek. Selamün Aleyküm Kadir diyor (Benimle hep gerçek ismimle konuşur Ertuğrul). Aleyküm Selam gardaş. Sivas’ta Estaş’ta işe başlamıştı, hayırdır diyorum. Yıllık izinde imiş Babası Hacı Abi ve anasını ziyarete gelmiş. Biraz Estaş’la ortak tanıdıklarla ilgili konuşuyoruz.

 

 

Hayal alemi ya bir anda köyün girişindeki musalla taşının önündeyim. Baler Abi evine doğru gidiyor selam veriyor babamı soruyor. Bu arada Şeyh Emmim geliyor eyvah diyor tırsıyorum, ne geziyorsun bu vakit buralarda işin gücün yok mu? senin diyecek. Ne cevap vereceğim şimdi. Şeyh Emmim boş konuşmaz her sözü insanın içine işler.

 

İdris Emmi kağnı arabası ile önümden geçiyor. Kağnı arabasında ot yüklü evinin yanındaki boş alanı harman olarak kullanıyor oraya götürüyor. Onu hep çalışırken görürüm. Hep meşguliyeti vardır, hiç boş durmaz.

 

Avren tarafından tozu dumana katarak bir araba geliyor, yaklaştı ve musallada durdu. Hacı Salih Abinin sarı minibüsü bu inenler var. Hacı Salih Abi selam verip arkadaki basamaklardan minibüsün üzerindeki bagaja çıkıp yük indiriyor. Hacı Salih abinin giyimi her zaman ki gibi fiyakalı. Yumurta topuk ökçesine basılı siyah çarşamba ayakkabı, İspanyol paça pantolon, siyah deri ceket ve siyah deri kasket.

 

Iraz Ebem sesleniyor Efendi Efendi. Buyur Iraz Ebe, eliyle gel diye işaret ediyor. Yanına varıyorum kucağında bir tavuk elinde bir bıçak. Yavrum Naci Emmin yok şu tavuğu kes. Ayakları bağlı olan tavuğu yere yatırıyorum ve Bismillah deyip kesiyorum. Sağ ol yavrum diyor.

Mezarlığın altına doğru yürüyorum karşıdan Ömer ağa Abi geliyor traktörün üzerinde oğlu Sami'de var. Ömer ağa Abi uzun süre yurtdışında Arabistan’da çalışmış köye döndüğünde kırmızı renkte bir Enter traktör almıştı. Şimdi Sami'ye traktör sürmeyi öğretiyor. Onunla da el kaldırarak selamlaşıyoruz.

 

Köy elektriğe hazırlanıyor. Ana hat direkleri Avren istikametinden köye doğru tarlalara bırakıldı, boyandı. Yavaş yavaş dikiliyor. Mezarlığın içindeki armut ağacının yanına bir trafo direği daha dikiyorlar, elektrik hattı burada ikiye ayrılıyor ve hattın biri Akpınar köyü istikametine devam ediyor. Köydeki evlerde ise elektrik hattı döşeme çalışmaları var. Adamlar kırarak, yıkarak ve bacaları çatıları delerek evlere elektrik hattı çekiyor.

 

Osman Dayı ile Arife Hala bizim evin önündeki örene ev yapıyorlar. Şimdi Burhan Dedenin evinde oturuyorlar yeni ev bitince oraya taşınacaklar. Oğulları Çetin ile Devlet bu sene köyün sığırını yayıyorlar. Yine örenin hemen önündeki evde de İlhami Abi tamirat tadilat işleri yapıyor. Yanına uğruyorum, kolay gelsin diyorum. Hoş geldin Efendi diyor önündeki harcı karmaya devam ediyor. Arka da pencerenin önünde pilli bir radyo var. Radyoda da naklen maç yayını var. İlhami abinin bir kulağı Tansu Polatkan’ın sunduğu radyodaki maçta. Tadilat işi bitince İlhami Abi buraya taşınacak.

 

Bugün Ramazan Bayramı, biz çocuklar Bayram Namazını caminin fevkanisinde kıldık. Cami imamı Kalaycıklı (Şarkışla Kalecik köyü) Nazım Aşık. Biz Hoca Emmi diyoruz. Namazdan sonra evde anam bir kevgirin içine gilikleri doldurup üzerine temiz peşkir örtüp beni mezarlığa yolladı. Mezarlık çok kalabalık ortada bir sergi var getirilen gilikler oraya bırakılıyor ben de kevgirdeki gilikleri oraya döktüm. Bu gilikler karıştırılıp tekrar gelen cemaate dağıtılıyor. Kuranı Kerim okundu, tek sıra herkes birbiriyle bayramlaştı. Bu arada Naci Emmi herkese İrfan Abiyi soruyordu. İrfan Abi Bayram Namazı sırasında Naci Emminin yeni ayakkabılarına bir şeyler yapmış. Sonrasında herkes geçmişlerinin mezarlarının başına gidip okudu dua etti. Eve döndük bizim sülale Alaattin Emmimin evinde Bayram yemeği yedik. Sonrasında önce taziyesi olan evlerden başlanarak köy ev ev gezildi, her evde geçmişlerinin ruhu için aşır okundu, dualar edildi âmin dendi. Her evde gelenler için ikramlar yapıldı.

 

Geçmiş bir Bayramda da Ekrem Emmim ev gezmelerinde beni Abbas Dedeye teslim etmişti. Bütün evleri Abbas Dedenin elini tutarak gezmiştim, Abbas Dede evlerde beni hep yanına oturtmuştu, sofraya da yan yana oturmuştuk. İzzet ikram önce Abbas Dedeye yapılırdı. Sohbetin en tatlı yerinde yeme-içme işini ileride Efendiye bırakacağım der beni işaret ederdi.

 

Geçmiş işte böyle daha kimler kimler var hafızada...

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.