1985 yılıydı okullar mayıs ayının sonunda tatil oldu, o zaman başarısız öğrenciler yetiştirme kurslarına katılır onların okulu iki hafta daha devam ederdi. O öğrencilere ikmale kalmış derdik. Okullar tatil olduğunda babam bizi ailece yaz tatilini geçirmek için Sivas'tan her yıl köye gönderirdi. Köyde zaman bostan, bahçe işleri birkaç büyükbaş hayvan bakımı vs. ile geçiyordu. Ben ve kardeşlerim ev ve diğer işlerde anneme yardımcı oluyorduk.
Köyden Sivas'a gidiş-gelişler uzun yıllardır Avrenli (Büyük Akören köyü) Efendi Abinin tahmini 65 model magirus marka otobüsü ile yapılıyordu. Otobüs Avren köyünden sabah güneş doğmadan kalkar önce bizim köye gelir yolcuları alır tekrar Avren, Kayalıpınar köyü çıkışında üzerinde köprü olmayan Çubuk deresinden geçer, Direkli nahiyesi içinden devam eder, Aş. Navruz köyü sonrası demiryolu hemzemin geçitten geçerek Sarin mevkiden asfalta çıkardı. Sonrasında Sivas istikametine devam ederdi. Köyle Sivas arası mesafe yaklaşık 70 km idi.
Yolculuk sabah gün ağarmadan başlar ve yolcuların her biri değişik amaçlar için Sivas'a giderdi. Hastaneye giden, öğrenci olan, bir şeyler satıp evinin ihtiyacını almak için giden, Sivas'tan sonra büyük şehirlere devam edecek olan, Sivas'ta bir yakınının yanına giden vs. Otobüsün altındaki bagaj hemen dolardı. Yine otobüsün çatısında arkadan merdivenle çıkılan bir bagaj daha vardı. Bagaj eşyalarını muavin Hayrettin abi alta yerleştirir, yukarıya çıkarır ve indirirdi. Bagajda bazen koyun bile taşındığı olurdu. Efendi Abi yol boyu el kaldıran herkes için durur, kısa mesafe binenler ve koltuk işgal etmeyen çocuklardan ücret almazdı. Otobüs Çubuk, Arıklar, Tat, Yakacık Çavuşlu, Sarıkaya gibi bazı köylere yakın geçer o köylerden de gidişte ve dönüşte bazen yolcu olurdu.
Köyden Sivas'a gidiş gelişlerde en sıkıntılı yerler Direkli'deki Jandarma ve Sivas girişindeki bölge trafikti. Özellikle 80 ihtilali sonrası Direkli’ deki Jandarma yolcuları çoğu zaman otobüsten indirir, tek tek kimlik kontrolü yapardı. Zaman zaman bütün bagaj yüklerinin indirilmesini isteyen genç jandarma Astsubay çavuşlar olurdu. Yaşlılar araya girer "Evladım otobüste hasta var." hastaneye yetişecek serzenişi bazen karşılık bulur ve otobüs kimlik kontrolünden sonra yola devam ederdi. Diğer nokta ise bölge trafikti. Bölge trafikte kontrol varsa Efendi Abinin çök çök komutuyla ayaktaki yolcular çökerdi. Otobüs durdurulursa kontrol sonrası bazen polisler ceza yazar bazen yolcu kalabalığını görmezden gelirlerdi.
Otobüsçü Efendi Abi tiz sesli orta boyda kilolu ve göbekli babacan birisiydi. 1985 yılında babam ortaokula kayıt için beni Sivas'a çağırdığında onun otobüsü ile gitmiştim. Babam beni almaya gelmedi tekrar otobüsle köye geri dönmüştüm. Öğle seyyar köfteci çırağından bana köfte ısmarlamış ve birlikte yemiştik. Bize hısımda olurlarmış sülalesine Avrende Yörükler derlermiş.
Aklım yettiğinde Otobüs Sivas'ta Güdük Minare yakınlarına bir yere gelir orada dönüş için yolcu beklerdi. Sonraki yıllar bugün ki Oğuzlar Parkı civarı bir yere geldi. 80'li yılların başından itibaren de bugün ki Öğretmenevi ve Kongre Lisesi'nin olduğu yere geldi. Efendi Abinin otobüsü en son orada gördüm. Akıbetini bende bilmiyorum. Son olarak durak Vatan Bilgisayarın olduğu yerdeki köy garajı oldu.
Otobüsün köye geri dönüşü öğleden sonra olurdu, öğlen namazına giden yolcular gelir ve otobüs hareket ederdi. Geri dönüş çoğu zaman şehir merkezinden olmazdı. Otobüs halifelik mezarlığının yanından çevre yoluna iner ve köye doğru devam ederdi. Halimin Hanında mutlaka otobüs petrole girer mazot alırdı. Bu arada yolcular kendilerini sıcaktan yanmış ve bunalmış olarak otobüsün dışına atarlar ve bir nevi mola verilmiş olurdu. Otobüs yolcu indire indire yola devam ettiği için köye dönüşü ikindiyi bulurdu.
Hayrettin abi yanlış hatırlamıyorsam Efendi Abinin oğluydu ve muavinliğini yapıyordu. Bir müddet ortadan kayboldu ve sonrasında Fiat 50NC küçük otobüsü ile Efendi Abiye rakip oldu. Bir süre ikisi de yolcu götürdü getirdi Sivas'a. Sonrasında anlaştıklarını duyduk sıra ile gidip gelmeye başladılar. Tabi bu arada yolcular kimin otobüsüne bineceklerine karar veremediler ufak tefek kırgınlıklar oldu.
Tam her şey yoluna girdi derken bizim köyden Salih Abi sarı renkli gövdesi siyah kuşaklı tavanında bagaj olan bir Ford minibüs alarak bizim köyden yolcu taşımaya başladı. Ara fazla sürmedi ki bu seferde Salih abinin kardeşi Hüsamettin Bağcıvan Pejo j9 satın alarak piyasaya girdi. Piyasa allak bullak oldu. Onun arabasına binenler diğerine binmeyenler vs. Biz hangisi denk gelirse ona bindik taraf olmadık.
O zaman binbir zahmetle yaptığımız yolculuğun yerini konforlu yolculuklar aldı. Şimdi evinizin önünden arabaya biniyorsunuz ve 50 dk. sonra köydesiniz. Yolun tamamı asfalt. Ama insan o zaman ki otobüsteki tanışmaları ve sonrasında kurulan ahbaplıkları yapılan muhabbetleri özlüyor. Yazıda 40-45 sene evveli birçok isimden bahsettik. Vefat etmiş olanlara Allah'tan rahmet, sağ olanlara sağlık sıhhat afiyet diliyorum.