Sivas Haber, Spor, Ekonomi, Yaşam | habersivas.com
2026-07-04 10:52:57

1980’İN YAZ MEVSİMİ VE YENİ ÖKÜZLER

Kadir YAVUZ

kyavuz@habersivas.com 04 Temmuz 2026, 10:52

Babam yaşlı ve hantal olan öküzleri satarak onların yerine Yenihan (Yıldızeli) pazarından yeni enenmiş bir çift tosun satın almıştı. Biri kara diğeri boz olan tosunların huyları birbirinden çok farklıydı ve birbirleriyle hiç uyumu yoktu. Bu tosunları da satılan öküzler gibi evin büyük çocuğu olarak boynumda azık çantası dağ tepe demeden ben yayıyordum ve daha ilkokula başlamamıştım.

Babam bir süre sonra tosunları öküz olarak kağnıya koştu. İlk denemede öküzler parladı ve öküzler bir tarafa kağnı bir tarafa savruldu, kağnı hasar aldı. Zamanla öküzler boyunduruğa alıştılar ve iş yapmaya başladılar.

O yıllarda köyde ekinler sararıp olgunlaşınca tırpanlarla biçilirdi. Birbirini takip ederek peş peşe 3'lü 5'li tırpan biçenleri seyretmek benim için ayrı bir zevkti. Babam bazen yere çaktığı örs üzerinde özel bir yatış şekliyle tırpanı döver ve tırpanın ağzını açardı. Sonrasında masatla ya da bileme taşı (kösüre) ile üstten alttan tırpanı bilerdi. Biçilen saplar anadutla deste yapılır ve desteler birleştirilerek yığın yapılırdı. Bu arada fırsat bulup yığın gölgesinde bir müddet yatıp uyuklamak insanın yorgunluğunu alır dinlendirirdi. Desteler yığın yapıldıktan sonra tırmık çekilir tarlada bir sap dahi olsa kalmamasına özen gösterilirdi. Bazen evin erkekleri iş için yetersiz kalır iş erken bitsin diye evin kızları gelin bacıları da çalışırdı. Sonraki günlerde kağnı gıcırtıları eşliğinde yığınlar köyün harman yerine binbir zahmetle çekilirdi. Yolu uygun olmayan tarlalardan sap çekilirken zaman zaman falancanın kağnısı devrilmiş diye haberler gelirdi kulağımıza. Kağnıya sap yüklerken geçilecek yerlerde dikkate alınırdı ve kağnıya sap yüklemenin de bir ilmi vardı.

1980'nin yazında tarladaki yığınlar harmana çekildi ve düven sürme işi başladı. Saplar halka şeklinde yere yayıldı. Önceki yıllarda eğlence amaçlı babamla birlikte bindiğim düvenin artık sevk ve idaresi bende idi. Çünkü babam malamayı aktarma işini yapıyordu. Bu durum benim gibi yeni öküzlerinde ilk düven tecrübesi idi. Tabii o yaz düveni hep ben sürmedim zaman zaman bana teslim edildi.

Düvene ben bineceğim zaman kilo olarak hafif olduğum için düvenin üzerine ağırlık olsun diye taş konurdu. Ve tenbihler başlardı. Uyuma! öküzler düveni dışarı çıkarıp düvenin dişlerini kırmasın, öküzler durup malamayı yemesin ve en önemlisi öküzlerin afedersiniz sıçacağı zamanı takip ederek teneke ya da kürekle hamle yapıp onu malamaya bulaştırmadan uzaklaştıracaksın. Ama bu olumsuzlukların hepsi de olurdu çünkü öküzlerin huyunu bilmiyorum ve acemiydim. Her defasında babam daha dikkatli olmam hususunda ikaz ederdi. Hey gidi günler hey. Hey gidi çocukluk hey.

Hele öğle vakti güneş tam tepeye geldiğinde kafadaki sepet şapka kâr etmez sıcak bir taraftan, saman kaynaklı boyunda sırtta kaşınma diğer taraftan beni perişan ederdi. Hep içine balıklama atlayacağım bir dere veya göl hayal ederdim.

Zaman zaman öküzler inat eder durur gitmezlerdi o zaman övendirenin nodul ucuyla öküzleri dürterdim bu seferde ani ve hızlı hareket ederek beni sırtüstü düşürürlerdi. Öküzler belli bir zaman sonra bağlandığı yerden çözülerek içteki dışa dıştaki içe alınır ya da saat ibresi tersi gibi dönüş istikameti değiştirilerek düven dönmeye devam ederdi. Ta ki malama tığ savuracak hale gelinceye kadar.

Düven sürme işinden sonra uygun yelde tığ yabalarla savrulur taneyle saman birbirinden ayrılırdı. Tanelere çec denir, çec bir gözer ya da kalburla elenerek kabası alınır ve taneler seklem denilen çuvallara doldurulurdu. Ortaya çıkan saman ise yine öküzlerin çektiği çeten adı verilen araçla samanlıklara çekilir ve sonrasında ağız burun tülbentle sarılarak samanlık vurma işi başlardı.

Zaman akıp gitti, çocuktuk genç olduk ve şimdi yaş kemâle erdi, geçmişe özlem duyuyoruz. Şairin dediği gibi: “Zaman mı hızlandı vakit bir başka.”

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.