Bahçe girişinde bir ağaçta asılı duran kuru inek kafası bahçeye girenlerin hemen dikkatini çekerdi. Aklım yettiğinde öğrendim bahçeyi nazardan korumak içinmiş, bazıları ise hayır Orta Asya şaman kültürü derdi ama Avrupa kültüründe de bu uygulama yaygınmış ev duvarlarına ve ağaçlara asarlarmış. Bahçenin orta yerine yakın Alaçık adı verilen bir kulübe vardı 1985 yılında yıkıldı. Abdulkadir dedemin (Babamın dedesidir) hanımı Nuriye Anne kalırdı içinde yatacak yer vardı. Yaz mevsimi geceleri mutlaka biri kalırdı. Bende Nuriye Anne ile çok kaldım. Kaldığım gece uyku tutmaz, sabah olmazdı. Gece kalkıp gökyüzünü yıldızları seyrederdim.
Nuriye Anne beni adımdan dolayı çok severdi. Adıma Efendimin (Bey’i) adı derdi. Hatta hiçbir zaman beni ismimle çağırmadı hep Efendi dedi. Onun hatırına herkes Efendi derdi. Ben adımın Kadir olduğunu ilkokula başlayınca öğrendim. Nuriye Anne şehir hayatı görmüş, yaşamış tam bir Osmanlı kadınıydı, otoriterdi ilerlemiş yaşına rağmen ibadetini hiç ihmal etmezdi keçi postundan namazlası vardı yanından hiç ayırmazdı. 1989 yılının ilk günü torunu olan babamın yanında vefat etti. Sivas'ta Yukarı Tekke mezarlığında medfun.
Bahçeyi Abdulkadir dedem yapmış. Neler vardı bahçede? Elma ağaçları (kevek elma, çadır elması, tatlı elma, misket elma, bodur elma, ziraat elması çeşitleri vs.), Erik ağaçları (topak erik, selvi eriği, mürdüm eriği vs.), kiraz ağaçları, vişne ağaçları, kayısı ağaçları ve özellikle ham toplanıp kışın olgunlaşan farklı cinste armut ağaçları. Ha bahçenin hemen yanındaki gilaburu'yu unuttuk. Gilaburu meyvesi kızarınca toplanır tavana üzüm salkımı gibi asılır kışın şifa niyetine çeşitli rahatsızlıklar için suyu sıkılarak ilaç olarak kullanılırdı. Bahçedeki meyveler olgunlaşınca peyderpey kurutulur, güzün meyvelerden kak kesilir ve eriklerden pelverde kaynatılırdı. Şimdikiler pelverdeye marmelat diyor, tadı ekşi ve koyu kıvamlı olurdu.
Bahçede çoğu ağaç aşılı idi. Abdulkadir dedem yapmış aşıları. Ben yaş olarak kendisine yetişemedim 1967'de rahmetli olmuş. Sonraki yıllarda bahçe bakımını ve aşılama işini babam yaptı. Babamın özel aşı bıçağı vardı, balmumu, bez vs. kullanırdı bende nasıl yaptığını seyrederdim. Aşı tuttuğu zaman pek sevinirdim nedense.
Abdulkadir dedem 1900 yılının başından itibaren bir müddet Tokat'ta medrese eğitimi aldığı için çevrede Kadir Hoca olarak bilinirmiş. Eskimez yazı kitapları çokmuş. Kimlerdensin dendiğinde Müdürgilden Kadir Hocanın torunuyum derim. Bir de gaz lambası şişesi içinde elma büyüttüğü söylenir. İlk defa görenler bu meyve bu şişeye nasıl sığdı diye hayret edermiş.
Şimdi mi? Bahçeler harap oldu, bağlar soldu. Şarkı sözündeki gerçek gibi "Bir harap bahçe içim gezip görenler ağlar" bahçe canlanacağı günü bekliyor.